03 Şub

DIŞARIDAN BAKINCA

DIŞARIDAN BAKINCA

 

 

                            Güzel günlere uyanasın dostum!

 

                   Kaç yıl, kaç ay, kaç gün, kaç saat oldu biz
yazışmaya başlayalı? Ben çetele tutmadım bunun için. Hem ne önemi var değil mi?
Belki üç asır, belki de üç aydır yazışıyoruz. Aramızda kurulan bu sıkı dostluk
bağı, duygu ve düşüncelerimizi paylaştıkça artıyor. Tanımadan birbirimizi,
ortak yanlarımızın oluşu hoşuma gidiyor.

                   Şimdiye dek sana gezdiğim yerlerde, karşılaştığım
insanların yaşamlarından kesitler anlattım.

                   Sıkı dur dostum! Bundan böyle aylar süren bir
uğraş sonrası içlerine girebildiğim mahkûmlardan yazacağım sana. Çok mu
şaşırdın? Bu kararı verirken çok iyi düşündüm. İzin almak için zorlandım.
Israrcı tutumum ve inandırabilme yeteneğimle bunu başardım.

                   Gözlerindeki parıltıyı, dudaklarındaki gülümsemeyi
yanındaymışım gibi görüyorum dostum.

                   Bu işe girişmemin nedeni; biz sokaklarda
yürüyebilen, zorunlu iş saatlerimiz dışında her türlü eğlenceye, bayrama, yasa
katılabilen, istediğimiz kadar sevdiklerimizin yanında olan, her şeyimizi
paylaştıklarımızın yanı sıra, bunların dışında da insanların olduğudur. Kimi
sağlığını yitirmiştir; yataktadır. Kimi de işledikleri suç nedeniyle ceza
evlerine düşmüştür. Hasta ziyaretini, bakımını, bunların sorumluluklarını bir
kenara bırakıyorum. Beni daha çok çeken, yani merak ettiğim diğerleri. Dam
dediğimiz ceza ve tutukevinde yaşayanlar. Onların suç nedenleri, hissettikleri,
sonrası için yapmak istedikleri ve umutlarıdır.

                   Onları dışladığımızı, sevmediğimizi daha da
fazlası, onlardan utandığımızı düşünürler. Bizler suç işlemediğimiz için,
küçümseriz, dudak bükeriz onlara. Onların duyguları yoktur bizim için. Duygu
yoksunluğundandır işledikleri suçlar. Suçlar karşısında ilk karar bizden gelir
daima. En yakınlarımızın suçu bile bize utanç kaynağıdır. Herkes suç işleyene
kayıtsızdır. Bizim onlara kayıtsız kalmamız ise bizim işlediğimiz suçtur
aslında. Bu durumda hepimiz suçlu değil miyiz dostum?

                   Hangi kültürden olursan ol; yaptığın, işlediğin
her suçun mutlak yaptırımı vardır. Bu yaptırımlar kültürlere göre değişir.
Bizler hiçbir kültürü sorgulama, ayıplama, kınama hakkına sahip değiliz. Bu
etik değildir.

                   Sosyalleşmeye başlayan en küçük toplumlar dahi
kendi yasalarını yapmışlardır. Büyük ülkelerin yaptığı bazı yasaları, daha az
gelişmiş ülkeler tarafından kendilerine örnek aldıkları da gerçektir.

                   Bunları yazmaya başlayınca, birden kendimi bir
yığın araştırmanın içinde buldum. Kafam karma karışık oldu arkadaşım. Sen merak
etme! Benim karışmış aklım sana bulaşmayacak. Senin insanları iyi anlayacağını,
yargılamanın bize değil de hukuk insanlarına düşeceğini, bunun yanında suçlar
karşısında tenkit ve kınama hakkımızı kullanabileceğimizi anlatmak isterim.

                   Tamam dostum! Sıkıldığını anlıyorum. O zaman ben
de sana öyküleri anlatmaya başlıyorum.

 

                                                                  Dostluğunla,
dostluğumla

                                                                  Delice
dost

Yorum Yap

© 2019 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)