05 May

HARFLERİ BİRBİRİNE ÇAKIŞTIRDIM; SANA SÖZCÜKLER DÖKÜLDÜ PARMAKLARIMDAN…

Ne ucu yanık mektuplar yazdım sana, hiç gönderemediğim.
Oturduğunuz evden yıllar önce taşınmışsınız. Üst kat komşunuza sordum; bilmiyoruz dediler.
Oysa ne çok teğet geçmişiz birbirimize; göz göze gelmeden, seslerimizi duymadan.
Belki aynı sokakları arşınladık, aynı filmlere gittik ama hiç karşılaşmadık. Aynı ülkelerde dolanmışız asırlarca; bayraklarını ayrı selamladığımız, dillerini ortak konuştuğumuz.
Hayat arkadaşlarımız olmuş, beraberinde can hücrelerimiz.
Birbirimizin mutluluğundan, mutsuzluğundan haberimiz de yoktu hiç. Hastalıklarımızı hiç öğrenemedik.
Hangi yemeği seviyorsun sen? Ben yemek ayırmam. Yer sofrasında oturup, soğanı ekmeğe katık da edebilirim, Paris’in ünlü “la Fouquet’s Lokantası” nda soğan çorbası içer, peynir yer, şarap da içerim.
Yüzmeyi sevdiğini biliyorum. Sen benim yüksekten atlama ve hızlı araba kullanma tutkumu biliyor musun?
Sen müzikten hoşlanıyordun; sesin de pek güzeldi. Ben dans etmeyi sevdiğimden belki hayallerde tamamlardık birbirimizi.
Sen pek gülmezdin. Mahallenin “ağır abisiydin ya. Hâlbuki ben güldürmek için gelmişim evrene. Yalnız benim gülmem için mizah gücü çok kuvvetli birilerine ihtiyacım var.
Ben çok düzenliyim. Sen ayağından çıkardığın çorapları iç içe geçirip, basket atar mısın? Bunu ben de yapabilirim, ne var yani bunda?
Ben atmış yaşında iken altı yaşımı yaşayanlardanım. Sen bunu başarabilir misin?
Kurallara uyarım, yasalar çok sıkar beni. O yüzdendir müzmin muhalifliğim. Ya sen?
Aşkta kural tanımam. Sevdiğimi haykırarak söylerim, sesim uzaydan döner; utanmam hiç. Söylemesini bilmeyenden de uzaklaşırım yavaşça. Ya sen?
Ben sevgilimin gözüyle bakmasını bilirim, sen yalnız kendi gözlerinle mi görürsün?
Aşk hiç gözünü kör etti mi, canını yaktı mı hiç?
Ben gözümü on iki yaşında aşka açtım. O zamandan canım yanıyor işte!
Ne yapalım yani? Delice bir aşığım ben hiç uslanmayan…

4 Yorum to “HARFLERİ BİRBİRİNE ÇAKIŞTIRDIM; SANA SÖZCÜKLER DÖKÜLDÜ PARMAKLARIMDAN…”

  1. 1
    Aslı diyor:

    Ne güzel bir dünya …

  2. 2
    Tulin diyor:

    Aslı Hanım kıskandınız mı acaba? Bence hiç kıskanmayın, özenmeyin. Yanılıp da aşık olmayın hiç. Önce alışıyorsunuz sonra özlüyorsunuz. Sonra o aşk ile yaşamayı öğreniyorsunuz. Her aklınıza geldiğinde ölüyorsunuz. Binlerce ölümün arkasından size devamlı kanayan yaralar kalıyor. Hiç kurumayan yaralardan hani. Yaşıyorsunuz belki. Yaşamak yalnızca nefes alıp vermekse eğer.
    Boş verin siz bana! Hangi yaşta olursanız olun; ayağınıza geldiğinde sakın kaçırmayın, doyasıya yaşayın. Sizi seviyorum PİTPİT HANIM.

  3. 3
    Aslı diyor:

    Sevgili Tülin hanım, yok yook hiç kıskanmadım ama böyle bir sevgi ..aşk… o dünyada iyiki yaşanmış, yoksa nasıl kaleme alınırdı geçmiş ve ben nasıl severek takdir ederek okurdum ..ama heyecanlanmak , onu düşünmek güzel … kapanmayan yaraların oluşu aşık olmanın acılığı..deneyim önemli tabi..en iyisi platonik aşklar ozaman.benim yaptığım gibi

  4. 4
    Tulin diyor:

    Elbette Sevgili Pitpit, elbette aşkların en güzeli uzaktan onu yaşayabilmek. Platonik olmasın. O da sevsin. Kavuşunca aşkın sihri bozulur. İçimizdeki o kavuşma anını beklemek bir ömre değiyor. Aşk acısının katmerlisidir kavuşamamak. Edebiyatta okuduğumuz Leyla vü Mecnun gibi bir aşk yok ama herkesin aşkı en büyüktür. Aşkın her türlüsü ilahi olmalı. Ve o kutsallığı yaratacak olan bizleriz canım.

Yorum Yap

© 2018 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)