05 Eyl

DEVRİM’in ÇOCUKLARI

Sabri Bey’in gelişiyle hepimiz başına toplandık. İzzet-ikramdan sonra; “Kaldığımız yerden devam mı, yoksa yeni bir konumuz var mı?” Diye sordu. Cumhurbaşkanlığı seçimini nasıl karşıladığını sorduk.
“Cumhurbaşkanı tarafsız, uzlaştırıcı, hoş görülü, her kademedeki insanın halinden anlayabilen, adil, ülkenin çıkarları uğruna her şeyden haberi olduğu müddetçe sorun olmaz. Gördüğüm kadarıyla umduğumuz gibi olmayacak.”
Bu düşüncede yalnız olmadığım için seviniyorum. Sabri Bey ile aynı duyguları paylaşıyorduk.
“Püriten ahlâk anlayışını yavaşça halka uygulamaya başlanmış olması bu iktidar zamanında yapılan yanlışları, suçları asla silmez. Bu anlayışla birlikte kamuoyunda hareketlenmelerin başlaması kaçınılmazdır. Nedir püritenizm? Baskı, ceza, korkutma, gerekirse tehdit yoluyla sindirme unsurlarını uygulayarak dünyayı kendilerine göre daha yaşanır duruma getirme eylemidir. Kendi iç temizliklerini kendi anlayışlarına göre yaparken etrafa verdikleri yalnızca zorbalıktır, özgür yaşama hakkına bir çeşit gasptır. Püritenler genelde kibirli, dik kafalı, dar görüşlü olurlar. Bunların karşılarında size dayatılanları kabul ederseniz iyi, karşı gelirseniz kötü ve öteki olursunuz. Hep fark edilmek isterler.
Umduğunuz, beklediğiniz ve aslında olması gereken durum, şimdiki zamana uymuyorsa daha doğrusu uyuşmuyorsa işin içinde mutlaka bir terslik vardır. Dolayısıyla ister istemez karşı atağa geçersiniz. Püriten ahlâk, püriten yaptırımlara her başkaldırı sizin demokrasi anlayışınızın haklılığıdır.
Püritenlerin en büyük özelliklerinden biri de; kitle ikna yöntemlerini çok iyi kullanmalarıdır. Eğitimsiz ve sorgulamayan, hakkını arayamayan, dine dönük toplumları daha kolay etkilerler. Ayrıca püritenler polis devletini orduya tercih ederler. Zira polisi her şekilde kullanacaklarını düşünürler. Bunu tarih boyunca birçok ülkede toplum-polis-iktidar üçgeninde görebiliriz. Bu konuyla ilgili en çok veriyi Fransız ve Rus tarihlerinde bulabilirsiniz. Kitle ikna taktiklerini hayata geçirirken basılı veya görsel medyadan yararlanırlar. Gerekirse bunları kendi tekellerine geçirirler. Böylelikle masrafları da daha az olur. Bu konuda bütün imkânlarını seferber eder, gerekirse ele geçirirler. Bizlerin, yani demokrasiden yana olanların onayladıkları bir söz vardır; “Fikir sahibi olmanız için bilgi sahibi olmalısınız. Bunun ilk koşulu şüphesiz okumaktan, beyne bilgiyi anlayarak depolamaktan geçer. Sahip oldukları her türlü medyaya önce kendi isteklerini halka aşılayacak adamlarını yerleştirirler. Tıpkı günümüz iktidarın yaptığı gibi. İş adamlarına devlet ihalelerinden pay çıkararak, kendi taraflarına çekmeyi iyi bilirler. Bu karşılıklı çıkar ilişkileri içinde olur. Bazıları bu oyunun bir parçası olurken, bazıları zaten devlet teşviki olmaksızın oturmuş şirketlerinin çıkarlarını kendileri yönetecek düzeyde ve bilinçtedirler. Boyun eğenlere baktığımızda, henüz alt yapısı tamamlanmamış, yeni kurulmuş veya kurulmakta olan şirketlerine kısa yoldan ve iktidar yakınlığı ile bulundukları pazardan yer ve pay edinmek istediklerini görürsünüz. Ticari ahlâk yönünden son derece sakıncalı olan bu durumun koltuk iktidar değiştirdiğinde veya kendi iktidarları tarafından kullanılıp, atılmalarıyla son bulur. Artık iktidar kendine yeni bir kaynak bulmuştur. Bu iktidar-işveren ikilisinin çıkarları doğrultusunda işin sözde ticari yönüdür.
Az önce püritenlerin polisi daha çok kullandığından söz etmiştim. Bunun örneğini “Gezi Olayları” ve devamında görmüştük. Verilen emirlerin yerine getirilmesinde sonuçlarının düşünülmemesi veya karşı gelme anlamında değil, fakat üstlerinin uyarılmamasının bedeli ağır olabilir. Buna karşılık emirlerin eksiksiz yerine getirilmesi durumu amirler tarafından polisin kahraman ilan edilmesi ile karşılık bulur ama halk açısından güvensizlik doğurur. Bir anlamda polisin görevi sorunlarla ilgilenmek yerine; kamu kurallarına eksiksiz olarak saygınlığı sağlamaktır. Halkın değil, iktidarın hizmetinde olan polisin vatandaşa davranışı, emir aldıkları erklerinin başarı veya başarısızlığıyla doğru orantıdadır. Halkın polisi olmakla, iktidarın polisi olmak çok farklıdır. İktidara yakın polis halk için güvensizliktir.

YAKINDA ÇIKACAK OLAN KİTABIMDAN KISA BİR ALINTIDIR.

Yorum Yap

© 2018 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)