15 Haz

YENİ ROMAN TANITIMI…

          1933 yılında Adolf Hitler başbakan olmuştu.
Tüm bunlar yaşanırken Osmanlı İmparatorluğu hasta adamı öldürmüş, devrini kapatmış, cenaze gömülmüş, Türk Halkı Mustafa Kemal adında bir yiğit tarafından Cumhuriyet rejimine doğru yola çıkarılmıştı.
          Türkiye’de bu değişiklik Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan ve yıllardır yok edilmeye çalışılan Türk ve Müslümanların dikkatini çekiyordu. Özellikle gençler için Türkiye’ye gelmek artık bir hayal değil, gerçekti. Ülkelerin karşılıklı değiş-tokuşlarla, yani mübadele dediğimiz, ülkede bulunan ve özlerine dönmek isteyen azınlıklarla, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan ve buraya dönmek isteyenlerin yer değiştirmeleri aşamalı olarak gerçekleşiyordu.
          Abdi Efendi Türkiye’ye, anavatanına geri dönen ilk kafilelerden birindeydi. Bosna’da gözünü arkada bırakacak hemen hiç kimsesi yoktu. Çünkü Almanların Sovyetler Birliği’ne saldırmadan önce kuzey kanatlarını güvence altına aldıktan sonra, sıra güney kanadı istilasına gelmişti. Yugoslavya ne kadar karşı koymaya çalıştıysa da başarılı olamamış ve bu uğurda çok vatandaşını kaybetmişti. Bu ailelerden biri de Abdi Efendi’nin aile ve akrabalarıydı.
          Uzun ve zahmetli bir yolculuğun ardından Türkiye’ye gelen Abdi Efendi düzgün Türkçe konuşması ve ziraat okulu diplomasına sahip olduğundan dolayı hemen memuriyet yeri olan İğne Ada’ya, Longoz Ormanları’na atanmıştı.
İğne Ada’ya geldiğinde hiç kimseyi tanımayan Abdi Efendi kısa zamanda kendini saydırmış ve sevdirmişti. Herkese tarımla ilgili bilgilerini anlatmaktan, köylülere yardım etmekten çok hoşlanıyordu. Ailesinden, atalarından öğrendiklerini, okul bilgilerine ekleyerek daha verimli nasıl ürün alınacağını anlatıyor, yaşlılara ve kadınlara bizzat tarlalarda çalışarak gösteriyordu.
          Abdi Efendi doğduğu toprakları elbette çok özlüyordu. Çocukluğu, ilk gençlik zamanını kim unuturdu ki? Güzel günlerini yaşadığı bu topraklarda vahşice öldürülen ailesini hiç unutmayacaktı. Zaten bu topraklar hiçbir zaman onların olmamıştı ki. Dedeleri Orta Asya’dan göç ettikleri zaman henüz Osmanlı İmparatorluğu kurulmamıştı. Tengri Dağları eteklerinden başlayan göçleri önce Kırım, daha sonra da Smirna’ya varmıştı. Osmanlı İmparatorluğunun en parlak dönemi olan Kanuni Sultan Süleyman devrinde ataları savaşmak için Macaristan Zigetvar’a gidip, Padişah ile beraber ölünce, geride kalanlar o sıralarda topraklarımıza katılmış olan Belgrad’a yerleşmeye karar vermişlerdi. Kısacası asıl sahibi olmadıkları bu toprakları geçici yurt edinmişlerdi. Abdi Efendi buraları yalnızca doğduğu yer olarak özlüyordu. Oysa vatan toprağı doğduğu yer değil, vatanım dediği onu her bakımdan doyuran topraklardı.

“SABUN ÇİÇEKLERİ -KADRİYE” Yakında…

Yorum Yap

© 2019 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)