11 Eki

PSİKOSOMATİK BOZUKLUKLARDA HASTA YAKINLARINA DÜŞEN GÖREVLER

          (İlk mesleğimi hep ilk göz ağrısı ve vicdanımın sesi olarak görmüşümdür. Bu belki bana bazı güçler tarafından verilen bir ayrıcalık ödülüdür. Sabrım ve suskunluğum belki de meslek etiğidir. )
          Psikosomatik hastalıklar, bozukluklar deyince hemen tepki gösterişimiz belki anlamını bilmediğimiz teşhise verilen isimdir.
          Hemen hepimiz mutlaka bir veya birden çok doktora gitmişizdir. Farkında olduğumuz veya hissettiğimiz hastalıklarımız bizi buna mecbur kılar.
Doktordan beklentilerimiz çoktur. Hastalığımıza tanı koyması, ilaç yazması veya ameliyat etmesi gibi. Genelde tanı konur. Umarı vardır veya yoktur ama mutlaka bir tanı konur. Hastalığın nedenlerini de söyler doktorlar. (İçinde bulunduğumuz çağda hastalık nedenini “Esansiyel” olarak değerlendiren pek fazla doktor da kalmadı zaten.) Hastalığın nedeni bilinmiyorsa esansiyel denir.
          Bunun dışında psikosomatik dediğimiz rahatsızlıklar vardır. Ve tıpta bir tanının yani teşhisin içine psiko kelimesi ekleniyorsa rahatsız oluruz. Arkadan sorumuz gelir.
          “Ben deli miyim?”
          Oysa psikonun anlamı ruhsal olmakla beraber yanına aldığı eklerle beraber anlam kazanır. Ruh ve beden arasındaki ilişkiyi bize anlatır.
          Bilmem hiç duydunuz mu? Çok eski zamanlarda akıl hastalıkları trepanasyon dediğimiz bir yöntemle tedavi edilirmiş. Otama şekli ne kadar ilkel olursa olsun, bu yöntemi kullanan toplumların inanç-gelenek-yaptırımlarını asla sorgulama lüksüne sahip değildik. Trenapasyon tedavisinde ruhsal davranış bozuklukları olan kişilerin beyinleri matkap gibi delici bir aletle kesilir, içindeki kötü ruhlardan kurtarılırdı. (Baş derisi kaldırılır, beyin zarı ve beyine zarar vermeden bu operasyon gerçekleştirilirdi.)
          Elbette bu günkü koşullara, tıbbın ilerlemesine göre bunlar batıl inançlara göre yapılan tedavi şekillerinden biridir. Antropologlara göre bu tedavi şekli özellikle Afrika’da bulunan bazı kabilelerce hala uygulanmaktadır.
          Psikosomatik bozukluklar hemen herkes için bir hastalık olabilir. Yeter ki hastadaki bulgular ortadan kaldırıla bilinsin.
Bulgulara baktığımızda yaşadığımız stres, içsel kaygı ve sıkıntıların dışa vurumu olabilir. Bu hastalıkların zamanla bedenimize de zarar verdiğini görüyoruz.
          İşte bu psikosomatik bozuklukları olanları önce ruhsal yönden sıkı bir terapiye yönlendirmeliyiz.
          Fizyolojik olarak yakınmamız bizim illaki organik bir rahatsızlığımızın olduğunu göstermez.
          Beden yani somatik bozukluklarda ağrılar, sindirim sistemi rahatsızlıkları, cinsel bozukluk belirtileri, nörolojik bozukluklar olabilir.
Burada hasta kişiye en büyük yardımı yakınları yapmalıdır. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise; hasta olan kişinin hastalığı bahanesiyle yakınlarını ısrarla kullanmasının önüne geçmektir. Özellikle anne-babalar çocuklarının yaşını göz önüne alarak hareket etmelidir. Örnek verecek olursak, altını devamlı ıslatan bir çocuk için sabır ve doktor kontrolü nasıl şart ise; ergen ve yetişkin çocuk ve eşler için de davranış ve tutumlar sevgi ve sabırla sergilenmelidir.
          Psikosomatik bozukluklarda birey ve endişeye kapılan yakınları kendilerini gerçek bir hasta gibi görür ve hissederler. Bu tip hastalar kendilerini etrafındakilere de ” gerçek hasta” gibi tanıtırlar. Bu tip hastalarda semptomları yani belirtileri tedavi ile yok ettiğinizde bile kişi kendini yine hasta olarak görmeye devam eder. Ağrıları vardır. Kendini hep kötü hisseder. Mutlu değildir. Mutsuzluğunun nedenini ilişkisinin en yoğun olduğu kişiye yüklemekten asla çekinmezler. Eğer hastamız yetişkin ve özellikle de kadınsa çok daha fazla dikkatli olmakta yarar vardır.
          Yorgunluk, sırt ağrıları, eklem iltihaplanmaları, karın ağrıları, yüksek ateş, tansiyon ve daha fazla şikayetler gördüğümüz bu hastalık bedende farklı bir organı, bölgeyi etkiler.
Doktorlar psikosomatik bozukluk tanısı koymak için bazı kriterleri göz önünde bulundurur.

          a) En az dört ağrının olması ( baş, karın v.s)

          b) Sindirim sisteminde bulantı, kusma, şişkinlik,

          c) Cinsel fonksiyonlarda isteksizlik, değişim,

          d) Nörolojik bozukluk. ( ekstremitelerde güç kaybı, denge bozukluğu, yutma güçlüğü, çift görme v.s)

 

Bu tip hastalıklarda hasta bireyin en büyük yardımcısı yakınlarıdır. Yakınlar hastaya karşı bir hemşire titizliğinde profesyonelce yaklaşmalı, varsa ilaç ve konuşma terapilerini aksatmamalıdır.

Sağlıklı, sorunsuz yarınlarınız olması dileğimle…

Tülin Dursun

Yorum Yap

© 2019 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)