02 Mar

BUGÜN 8 MART

     Bugün 8 Mart!

     Bundan yıllar önce, zemheri ayazının henüz el-ayak çektiği, cemrelerin yerine ulaştığı günlerden birinde genç kadın biricik oğlunu dünyaya getirmişti. Onu ilk kucağına aldığında, kokladığında içinden geçen yakarışları gökyüzüne karışıyordu.

     Ve destanlar yazsın oğulcuğu diye Gökçe koydu adını. Doğruya, güzele, iyiye doğru aksın, Fırat mavisi gibi huzurlu olsun diye Gökçe Fırat’ı örseledi belleklere.

     Bekledi annesi. Hep bekledi. İlk anne demesini, ilk adımını atmasını, okula başlamasını, okulları bitirmesini hep bekledi. Analar sabırlıdır. Her çocuk gibi sokaklarda oynadı, dizlerini kanattı, bazen de ağladı Gökçe Fırat.

     Okullarını da bitirdi. Annesi yaşadığı topraklara, topluma yetiştirdiği biriciğini artık devlete emanet edebilirdi.

     Gökçe Fırat doğruluktan ayrılmayan, gerçekleri söylemekten çekinmeyen biriydi. O gittiği dokuz köyden kovulmamıştı ama gelin olmuş sarımsağın kokusunu ortaya çıkardıkça birileri rahatsız oluyordu. Susmalıydı. Konuşmamalıydı, yazmamalıydı ama nasıl? Kanıtlanmamış, uydurulmuş, yakıştırılmış gerekçeler ne güne duruyordu? Zaten son yıllarda gazetecilere, yazarlara, vatanseverlere yapılanlar da böyle değil miydi?

     Silivri ne güne duruyordu ki?

     Gökçe Fırat 1284 gün, 30 milyon 360 saatten fazladır Silivri’de tutuklu diyorlar.

 

     Gökçe Fırat’ın bedeni Silivri’de. Doğrudur. Duygu ve düşüncelerini tutsak edebildiniz mi? Demir parmaklıklardan gökyüzüne Fırat’ın mavisine karışan fikirlerini yakalayabildiniz mi?

     Anneler hep bekler! Sevenler hep bekler.

     Bugün 8 Mart!

     Gökçe Fırat’ın doğum günü. Yine senin muhteşem pastandan yiyeceğiz. Ben de seni bekleyeceğim Kardeşim. Seninle karşılıklı Zeybek oynayacağız. Dizlerimizi yere çarparak, yüreklerimize vura vura oynayacağız. Yarınlarımızı aydınlatarak, bağıra bağıra zindan türkülerini söyleyeceğiz.

Ve ben sana Nazım Hikmet’ten okuyacağım.

 

Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun…
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik…
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta…
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM…

 

Doğum günün kutlu olsun Gökçe!

Yorum Yap

© 2020 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)