28 Mar

GÖÇÜYORUM ANNE

          Canım Anam;

     Dur! Hemen akıtma gözlerinin elmaslar değerindeki yaşlarını. Biliyorum şimdi se okutmaktasın bu mektubu dayı kızı Sevim’e. Ona da selam olsun bu demir parmaklıklardan.

     Anam, babam, kardaşım, canımın has kanı anam!.
Ne olduysa babasızlıktan oldu derim ben. Bilemedim anam. Senin bana verdiklerinin değerini bilemedim. ” Bir talihsizliktir, oldu evlât.” Dedin de ben yine anlamadım yaşam denen savaşı. Çırpınışını okudum gözlerinin derinliğinde mahkeme kapısında. Polislerin arasında beni görebilmek uğruna sırtına insafı olmayan bir cop yedin de anam; bakışın yine sevgiyle doluydu bana hiç kızmadan. Hep benim yüzümden. Dedim ya anam başka olurdu okuyabileydim eğer. Senin dediğin gibisinden adam olurdum belki de en şereflisinden.

     ” Uyma oğul, ite, kopuğa uyma!.” Dedin de delikanlı yüreğim asi gelmiştir sana. Dinlemedim anam. Beni affet anam. Devletim affetmiyor bari sen affet anam. Bir kere şeytana uymakla, on kere uymanın bir olduğunu buralarda iyice ezberletmekteler adama. Ben dersimi almışım anam.

     Anam, gece yarısıdır şimdi. Kırık camından hapishane penceresine baykuşlar üşüşmüşcesine uğursuzluk çökmüştür. Ben yine de yıldızları yakalamaya çalışıyorum; yakalayıp ta sana selam yollayayım diye.

     Az önce bir mahkum şişlediler yine helâ aralığında.” Namus” tan yatıyormuş dediklerine göre. Devlet yasasından önce hüküm kesilir bizim buralarda. Büyük devlet “koğuş ağası” dır. Fermanı o vermekte, bizler uygulamaktayız anam.
     Anam canımın parçası anam. ” yiğit” diye seslendiğin oğlun korkmakta. Korkuları epritmekte duygularını, hayallerini. Göz kapaklarım kapanmaz hiç. Korkuyla yemek yer, korkuyla helâya giderim. Vukuatlar hep helâ aralığında olur nedense?. Korkuyorum anam, öldürülmekten; en acısı da ölmekten korkuyorum anam.
     Bu havasız koğuşun içindeki pis kokuların yerini senin özlem kokuna dönüştüğünü hissediyorum. Sıcak tarhananın boğazımı yaktığını düşlüyorum özleminle. Yıldızlar selâmımı ulaştırdılar mı anam?.
     Pişmanlık sardı her yanımı korkularla karışık. Gençliğimi en güzel deminde fikrimde göçler başladı anam. Korkuyorum anne!. Göç korkusu.           Sana hasret kapanacak gözlerim anam.
     Koğuştakilerin alaylı bakışı delmekte içimdeki beni. Korkuyorum anne.Umarsızca korumanı bekliyorum senden. Biliyorum uzaktasın, yetişemezsin buralara. Bir selâm, bir sevgi yolla anam. Üşüyorum anam.” Korku üşümesidir” diyorlar. Canım anam. Bir kazak ör de yolla dayımla. Elinin emeği, gözünün nurudur der onunla göçerim anne. Kazağın kokusu alsın korkularımı.
     Başını önüne eğdirmemden midir görüşe gelmeyişin?. Ahh anam. Dedim ya göç yolcusu fikirlerimde depreşti özlemin.
     Dayımla yolladığın torbadan çıktı kazak. Arkasından pişmanlıklarım döküldü ortaya. Yanımda pişmanlıklar ve senin özlemin, geride korkak bir yürek bırakarak göçüyorum anam.Yanıma kimlik almadan çıkacağım göçe. Aptallığımı, korkaklığımı, yüreksizliğimi anlamasınlar diye.               Çektiğim acılar destanlaşıp, sabrımdan taşıyor ve ben göç ediyorum anam.
     Sen yine göster büyüklüğünü. Sahip çık ölüme. Yol yakın Göç başladı anam. Bilmezden gelmeyesin sakın oğlunu. Son bir defa ne olur; son bir defa” ŞEREFSİZ” alnımdan ÖP be anam!!!!

Dipnot: ISIRGAN OTLARIM adlı kitabımın ” MAPUS MEKTUPLARI “ndan alıntıdır

tülin işleker

Yorum Yap

© 2019 Bu Bir Tülin Dursun Delice Paylaşım Sitesidir! | Yazılar (RSS) and Yorumlar (RSS)